Ege ve Akdeniz bölgelerinde orman yangınları peş peşe geliyor. Alevlerin yarattığı hasar yetmezmiş gibi, bir de o görünmeyen düşman var: duman. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Berivan Usta’dan çok kritik uyarılar geldi. Bu yangınlar sadece doğayı tahrip etmiyor, binlerce insanı etkileyen kocaman bir halk sağlığı krizine dönüşüyor. Peki bu dumandan nasıl korunacağız? İşte 4 hayati belirti ve önlem…
Bakın ne diyor uzman isim: Bu zehirli duman, mikroskobik parçacıklardan, uçucu organik bileşiklerden, ağır metallerden, karbonmonoksit gibi zararlı gazlardan ve kanserojen bileşiklerden oluşuyor. Yani çıplak gözle göremediğimiz o küçücük parçacıklar, solunum yoluyla akciğerlerimizin en derin noktalarına ulaşıyor, oradan kana karışıyor. İçme sularına ve ekinlere bile bulaşarak zincirleme bir risk oluşturuyor. İşin ciddiyeti burada zaten…
Rüzgarın etkisiyle çok geniş coğrafi alanlara yayılan yoğun duman, kül bulutları ve zehirli partikül maddeler, yerleşim yerlerindeki günlük yaşamı ciddi şekilde tehdit ediyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişilerde aniden gelişen ciddi solunum yolu problemlerine yol açabiliyor. Sağlıklı bireyler bile baş ağrısı, göz yanması ve boğaz tahrişi gibi şikayetlerle etkilenebiliyor. İnanır mısınız, KOAH, astım, bronşit ve akciğer yetmezliği olanlar için bu süreç hayati riskler barındırıyor.
İlk kural: Evinizi izole edin. Dumanın yoğun olduğu saatlerde kesinlikle dışarı çıkılmamalı. Kapı ve pencereleri sıkıca kapatın, kapı altlarını nemli havlularla destekleyin. HEPA filtreli hava temizleme cihazınız varsa yüksek kademede çalıştırın. Klima kullanıyorsanız iç sirkülasyon modunu tercih edin. Dışarıdaki havanın temizlendiği saatleri takip edip evi kısa süreliğine havalandırın. Bu detaylar hayat kurtarır arkadaşlar…
İkinci kural: Maske seçimi çok önemli. Standart cerrahi maskeler veya bez maskeler, orman yangını dumanındaki ince partiküllere karşı tamamen yetersiz kalıyor. N95, FFP2 veya FFP3 gibi profesyonel koruyucu maskeler kullanılmalı. Maskenin yüze tam oturması ve kenarlardan hava sızdırmaması büyük önem taşıyor. Maske bulunamayan acil durumlarda ise kalın bir bez veya havlu nemlendirilerek ağız ve burun sıkıca kapatılmalı. Neyse, devam…
Üçüncü kural: Kronik hastalığınız varsa ekstra dikkat. Astım, KOAH ve benzeri akciğer rahatsızlığı olan hastalar, reçete edilen inhaler, sprey, nebulizatör ve tüm ilaçlarını aksatmadan kullanmalı. Nefes darlığı, şiddetli öksürük, göğüs ağrısı veya hırıltı belirtileri ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Bu belirtiler asla hafife alınmamalı dedi uzman isim.
Dördüncü kural: Bol sıvı tüketimi. Yangın dumanı boğazda ve solunum yollarında ciddi kuruluğa, tahrişe ve yanma hissine neden olur. Bol su ve bitki çayları tüketmek, solunum yollarının mukozasını nemli tutarak vücudun doğal savunma mekanizmalarının çalışmasına yardımcı olur. Toksinlerin vücuttan hızla atılmasını sağlar. Yani o çayı demlemek bile bir nevi sağlık önlemi haline geliyor.
Dr. Öğr. Üyesi Usta son olarak şu uyarıda bulundu: “Yetkili kamu kurumlarının yapacağı resmi açıklamalar, hava kalitesi uyarıları ve acil durum duyuruları yakından takip edilmelidir. Can güvenliği için tahliye kararı alınan bölgeler uyarılara uyularak derhal terk edilmelidir. Unutulmamalıdır ki hiçbir eşya veya mülk, insan hayatından daha değerli değildir.”
Bu sözlerin altına imza atmamak elde değil. Evimiz, arabamız, eşyamız… Hepsi geri gelir. Ama bir can, bir nefes… Onlar geri gelmez. O yüzden tahliye uyarısı geldiğinde “az kaldı, bir şey olmaz” demeden orayı terk etmek lazım. Panik yapmadan, bilinçli hareket etmek hayati önem taşıyor. Bu 4 belirtiye dikkat edin, önlemlerinizi alın ve sevdiklerinizi de uyarın. Bakalım bundan sonra neler olacak?
Kaynak: Orijinal Haber