Uçak Görevleri Kanserle Yüzleşiyor: Pilot ve Asker Çiftçi Radyasyon Riski
Bugün, JAMA Internal Medicine dergisinde yayımlanan bir araştırmada, havacılık sektöründeki pilotlar ve uçuş görevlilerinin kanser riskinin en yüksek meslek grubu olduğu ortaya çıktı. Araştırmacılar, 500ndeki ölüm kayıtlarını inceledi ve radyasyona bağlı kanser vakalarını çevresel radyasyona bağlı kanserler ile radyasyonla ilişkili olmayan kanserler olarak iki gruba ayırdı. Uçuş görevlileri, radyasyona bağlı kanser ölümlerinin oranında ilk sırada yer alırken, pilotlar ikinci sırayı aldılar. 500ndeki ölüm kayıtları analizi, 503 meskel içinde radyasyona bağlı kanser ölümlerini en yüksek gösterdi. 3 ila 6 milisievert kozmik radyasyon, pilot ve uçuş görevlilerine yılda ortalama olarak maruz kaldığı tahmin ediliyor. Bu, yılda 10 kez kıtalararası uçuş yapan bir yolcunun aldığı 0,4 milisievert radyasyondan çok daha yüksek.
Araştırmacılara göre uçuş görevlilerinde radyasyonla ilişkili kanser görülme olasılığı diğer meslek gruplarına kıyasla yüzde 50 daha yüksek. Pilotlarda ise bu oran yüzde 36 olarak hesaplandı. Ancak araştırmacılar, verilerin kozmik ışınlara maruz kalmanın söz konusu kanserlere kesin olarak neden olduğunu göstermediğini vurguluyor. Bulgular, yalnızca iki meslek grubundaki radyasyonla ilişkili kanser oranlarının yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Catherine M. Olsen ve Ken Karipidis gibi epidemiyologlar, sonuçların mesleki radyasyona maruz kalmanın gözlemlenen fazlalığın altında yatan faktör olabileceği hipotezini desteklediğini belirtiyor.
Uzmanlar, uçuş ekiplerinin karşı karşıya olduğu riskin yalnızca kozmik ışınlarla sınırlı olmayabileceğini söylüyor. Uçak camlarından, özellikle kokpit bölümünde geçen UV ışınları, uzun süreli gece ve vardiyalı çalışma ile birlikte sirkadiyen ritim bozukluklarının da olası riskler arasında değerlendirildiğini belirtiyor. Araştırmacılar, gelecekte uçuş ekiplerinin gökyüzünde geçirdiği çalışma yıllarının rutin sağlık kontrollerinde takip edilmesini, düzenli cilt kontrolleri ve kadın uçuş görevlileri için meme taramalarına daha fazla önem verilmesini öneriyor. ABD Federal Havacılık İdaresi, uçuş ekiplerini mesleki olarak iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalan çalışanlar olarak tanıyor ancak ABD’deki uçuş ekipleri, diğer radyasyona maruz kalan çalışanların aksine federal doz sınırlarına veya düzenli radyasyon takibi gerekliliklerine tabi değil.
Gelişmeler ışığında, pilotlar ve uçuş görevlileri için yeni güvenlik protokolleri oluşturulması gerekiyor. Radyasyon izleme sistemlerinin yaygınlaştırılması, uçuş öncesi ve sonrası kanser taramalarının zorunlu hale getirilmesi, ve UV ışınlarına karşı koruyucu ekipmanların geliştirilmesi planlanıyor. Ne zaman bu önlemlerin hayata geçeceği henüz belli değil, ama uzmanlar bu konunun acil olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor. Bakalım bundan sonra havacılık sektörü bu kritik konuda ne kadar hızlı hareket eder, ve pilotların kanser riskini azaltmak için ne gibi adımlar atılır?
Kaynak: Orijinal Haber

